13
0

Yapmadan Duramadığın O Şey Ne?

13
Okuma Süresi: 2 dakika

Dün bir arkadaşımla konuşuyorduk, ‘üretim, fabrika benim her şeyim, orada yatıp kalkabilirim,  bayılıyorum….’ dedi. 15 yaşındayken de, 9 yaşındayken de, şimdi de ne olursa olsun bir şekilde yapmaya hep fırsat bulduğunuz ne var? Ama, istediğiniz, hoşlandığınız, bir ara yapmayı hep düşlediğiniz şeylerden bahsetmiyorum. Ne olursa olsun bir şekilde hep düşüncelerinizi onda bulduğunuz şeyi soruyorum.

Evimizin yakınındaki tenis okulunun her önünden geçişimde, ilkokuldan beri, ‘bu yaz tenise başlamak istiyorum’ derim. Hiç başlamadım. İstediğimiz çok sayıda şey olunca hepsini özümüzden zannedebiliriz ama, özümüzden olanlar bir fark yaratır. Onlar yırtınarak öncelikler listesine girer ve en zor günlerde bile bir şekilde kendileriyle ilgilenilecek zamanı buldururlar. Hatta belki de ötesi… Onlarla o kadar çok ilgileniyorsunuzdur ki, o işe ayırdığınız zamanın fazlalığını başkalarına itiraf etmeye çekinir, beyaz yalanlar söylersiniz. 

Tenisin tersine, kendimi bildim bileli büyük bir açlıkla, büyük bir hevesle, delicesine kitap okurum. Evde oturup bir bardak kahve koyup kitap okumayı, birçok sosyal etkinliğe tercih etmişliğim, tabii ki açıklamayı bu şekilde yapamadığım için beyaz yalanlar söylemek zorunda kalmışlığım var.

Kimi arkadaşlarım ‘Ben de okuma alışkanlığı kazanmak istiyorum, sence nasıl yapsam?’ der. Haftada hep 3-4 kitap okuyan biri oldum. Ama onlara bu alışkanlığı kazandıramam çünkü  benimki ‘açlıktan’. O kitapları, o kelimeleri vücuduma enjekte etmezsem aç kalıyorum. Kendine istediği disiplinli sistemi kursun, özünde okumayı ‘ciddiye almak’ olmayan biri, benim hızıma yetişemez. Yetişse de, kendini çok yorgun ve stresli hisseder. ‘Bu kitabı da bitirmeliyim’ der mesela, oysa ben okurken kitaplar kendiliğinden akar ve biter. 

Başarı da istikrar da bir yere kadar!

Başkasının bir işi de benim için aynı şey olur. O içinde kaybolurken ben kıyısından yapmaya çalışırsam onun kadar olamam. Şimdi tenise başlasam, bir hafta sonra azıcık burnum aksa hemen iptal ederim o dersi. ‘Rağmen’ciden çok ‘bahaneci’ olurum özümden akmayan işler konu olunca. Özünle, tüm varlığınla ‘ciddiye almadığın’ işlerde, projelerde, ortamlarda, oyunlarda, başarı da istikrar da bir yere kadar. Bunda da bir haksızlık yok, Sezar’ın hakkı Sezar’a. Kimin ruhundan neye inanç akıyorsa, o kaleye bayrağını o diksin, tabii dikecek. Bazı şeylere doğal olarak yeteneksiz, ilgisiz olduğumuzu kabullenmek zor. Ama aslında bunu yapmak o ‘asıl’ şeylere yer açıyor. Çok karizmatik olsa da, çok yapmak istesek de o bazı şeyler ‘bizlik’ değil. Yolumuzdan çekilip, tam da bizlik olan şeylere yer açmak için hayatımızdan sessizce sıvışmayı, böylece bizi sadeleştirmeyi ve o yapmadan duramadığımız işleri hayatımızın merkezine koyacak zaman yaratmamızı bekliyorlar.

Yeni yazıları ilk siz okumak ister misiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.