Hakkımda

Okuma Süresi: 2 dakika

Merhaba, ben Gözde Attila.

Psikolog ve yazarım. Aynı zamanda kurumsal hayatta pazarlama alanındaki kariyerimin 14. yılındayım. İçeriklerimde ana konum hepimizin doğal olarak yaşadığı düşme, tekrar ayağa kalkma, tökezleme, kararsızlık meseleleri.

Ağzını açıp bir şey söyleyemeyen, ilkokuldaki tek hayali görünmez olmak olan sağlam bir içe dönük olarak, kendi potansiyelimin sınırlarına gitmek için çok ciddi çaba sarf ettim ve hala ediyorum. 17 yaşından beri, inanılmaz okuyorum. Psikoloji benim aşkım çünkü 17 yaşında, kendi çekingenliğim, içe dönüklüğüm, sosyal fobim hepsiyle bir arada ve tek tek nasıl mücadele edebileceğimi anlayabilmek için derin bir okuma işine giriştim. Bu süreçte, şimdi adını ağzıma almaktan imtina ettiğim (sektörün bu hale gelmiş olması çok üzücü) koçluk metodolojisini ve psikoloji kuramlarını keşfettim. %100 Düşünce Gücü adlı o eski, belki en klasik kişisel gelişim kitaplarından biri beni dönüştürdü. Fakat okuduğum için değil; içinde yap dediği her şeyi harfiyen uyguladığım için. Ardından Tony Robbins’i okumaya başladım, sonra baktım işin bilimsel kısmına bir açlık duyuyorum, geldi Jung, Freud, derken ÖSS dönemi geldi ve tabii ki tek tercihim Psikoloji oldu. Psikoloji okuyup, reklamcı olmak istiyordum ve çok şükür olaylar tam da böyle gelişti.

Bu yazıda size, boşanmış aile çocuğu olmanın zorluklarından, iflas etmiş bir ailede yaşanan korkunç bocalamalardan, kendimi tüm ergenlik ve çocukluk dönemim boyunca her ortamda ne kadar yalnız ve başarısız hissettiğimden bahsetmeyeceğim. Bunun yerine herkes gibi, ‘rağmen’ler içinde kendime kurduğum ve pek sevdiğim sade hayatı detaylıca özetleyeceğim. Zaten siz de bunu merak ettiğiniz için buradasınız değil mi?

Konuya okullardan girerek başlayayım: Saint Michel Fransız Lisesi ve Koç Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunuyum. Mezun olduktan bir ay sonra çalışma hayatına atıldım ve bir reklam ajansında çalışmaya başladım. Sonraki 8 yıl reklam ajanslarında, sonraki yıllar ise kurumsal dünyada ve bir kısmı kendi işimi yaparak – Haluk Sicimoğlu ile ortak olarak geçti.

Bir yandan gündüzleri kariyerime devam ederken, sabahları erken kalkıp hep yazdım. Yazmak benim için çok eskilerden, çocukluktan gelen bir tutkuydu ve hep olmazsa olmazımdı. Bu da beni, gündüzleri giydiğim ‘çalışan’ üniformamdan sıyrıldığım ikinci bir kariyer sahibi yaptı. Psikoloji üzerine yazdığım yazılar bana konuşmalar, eğitimler gibi farklı farklı kapılar açtı.

Şahane isimlerle birlikte The School of Life‘ın Akademik Kadro’sunda yer almaktan büyük gurur ve keyif duydum. Üstelik The School of Life’ta, hayatımın en büyük şansı ve laneti olan İçedönüklük konusunu anlatıyordum. (Ne yazık ki The School of Life Türkiye şubesi, bu sene kapandı.) Daha sonra aynı konuyla ilgili bir de TedX konuşması yapma fırsatım oldu. TedX demişken, gittiğim bir TedX konuşmasında, bir konuşmacı şöyle demişti;

Size, bir kuşun kanat çırpması kadar doğal gelen şey neyse, onu yapın.

İşte bu benim için kendimi bildiğim ilk zamanlardan beri kesinlikle YAZMAK. Bu site de benim yazılarımın evi. Çok uzun süredir düzensiz bir şekilde, kısa süredir düzenli olarak yazıyorum. Pek yakında ilk kitabımın çıkacak olmasının heyecanını yaşıyorum. Bu siteye gelip, benimle kelimelerimin yolculuğuna ortak olduğunuz için teşekkür ederim.

Yeni yazıları ilk siz okumak ister misiniz?